Hasan İSİ

Trabzon Üniversitesi, Trabzon, Türkiye https://ror.org/04mmwq306

Anahtar Kelimeler: söz yapımı, Eski Türk dinî söz varlığı, Hristiyan öğreti, Codex Cumanicus

Codex Cumanicus (CC), 13. yüzyılın sonları ile 14. yüzyılın başlarında tüccarlar ve misyonerler tarafından oluşturulmuş derleme bir eserdir. Karadeniz’in kuzeyinde yaşamış Kıpçak Türklerine atfedilen bu eser, İtalyan ve Alman bölümlerinden oluşmaktadır. Latince, Farsça ve Kıpçakça bir sözlük olan İtalyan bölümü; Farsçanın edebiyatta, devlet yönetiminde ve ticarette hâkim olduğu İlhanlı Devleti ve yine Kıpçak Türkçesinin hâkim olduğu Altın Ordu Devleti ile ticari faaliyetler yürüten İtalyan tüccarların içtimai hayatta ve ticarette ilişkilerini kolaylaştırmak gayesiyle yazılmıştır. Eserin bu bölümünde asıl amaç, Kıpçakça ve Farsça öğrenmek isteyen İtalyan tüccarlara yol göstermektir. Alman bölümü ise Kıpçaklar arasında Hristiyanlığı yaymayı, bu dinin temel dualarını, vaazlarını ve ilahilerini öğretmeyi amaçlamaktadır (Argunşah ve Güner, 2015, s. 21-31; Güner, 2017a, s. 43).

CC’nin ilk neşri Kuun (1880) tarafından yapılmıştır. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra metin Drimba (2000) tarafından tekrar ele alınmıştır. Drimba neşrinden sonra Garkavets 2004 ve 2006 tarihli yayınlarıyla metnin neşrini gerçekleştirmiştir. Eser, Türkiye’de yakın bir dönemde Argunşah ve Güner (2015) tarafından bütüncül bir şekilde işlenmiştir (bütüncül kaynakça için bk. Sertkaya, 2015). Metinde hem Kıpçak Türklerinin toplumsal yaşayış ve sözlü kültür geleneği hem de Kuzey Kıpçak Türkçesinin ses, şekil, söz dizimi ve söz varlığı unsurları görülmektedir. İlgili metinde, Kıpçakların dünya görüşünü yansıtan dinî terimler, bilmeceler, hayvan adları, renk adları, bitki adları, coğrafi adlar, savaş aletleri vs. gibi söz varlığı unsurları dikkat çekmektedir. Metindeki dinî terminoloji; Hristiyanlık, Yahudilik, İslamiyet ve Kök Teŋri inancına dair unsurları bünyesinde barındırdığı için ele alınmayı hak etmektedir.

Çalışmanın konusu CC metnindeki Türkçe dinî terminolojinin teşekkülüdür. Geçmişte Manici ve Buddhacı Uygurlar ve Müslüman Türkler tarafından yapılan dinî çevirilerle türetilen Türkçe kelimelerin yaklaşık 300 yıl sonra CC metninde soyut ve metafizik kavramlar temelinde yeniden işlenerek Hristiyanlığa ait kavramlar için kullanılması (Argunşah, 2017, s. 3) terminoloji sahası açısından kıymetlidir. Uygur rahipleri Manicilik ve Buddhacılık öğretilerinin halk tarafından anlaşılması için dinî terimleri Türkçeleştirmiştir. En çok kullanılan terim yapım teknikleri türetme, öyküntü, eksiltme, anlam aktarımı, birleştirme, karma ve ikileme gibi yöntemlerdir (İsi, 2025, s. 296). İslami Türkçe metinlerde (özellikle de Türkçe Kur’an tercümelerinde) Buddhacı Uygur rahiplerinin geliştirdikleri terminoloji sisteminin kullanımı Uygurlardan gelen bir gelenek olarak CC metninde de görülmektedir.

Çalışmanın korpusunu Kutsal Tevrat ve İncil’den Kıpçak Türkçesine yapılan tercümelerde yer alan örneklerle bünyesinde hem Türkçe hem de Kıpçakların etkileşim içerisinde olduğu halkların dilinden Moğolca, Arapça, Farsça, Latince, Grekçe vs. (Güner, 2017b, s. 50; 2017c, s. 1285; 2017d, s. 9) leksikal unsurlar barındıran Alman bölümü oluşturmaktadır. CC II metni özelinde madde başıların Türkçe kökenli sözcüklerle verilmesi hususunda ölçütler şu şekilde belirlenmiştir:

1. Müstakil çalışmalarda CC II metninin dinî söz varlığı dil ilişkileri temelinde yabancı dillerdeki kelime listeleri şeklinde ele alınsa da ilgili terminolojinin Türkçe yönüne şimdiye kadar herhangi bir incelemede değinilmemiştir. CC II metninde Moğolca, Arapça, Farsça, Latince, Grekçe, Türkçe vs. gibi dillere ait leksik birimler etimolojik bir ayıklamaya tabi tutulmuş; metnin aslî dil katmanını temsil eden Türkçe kökenli kelimeler analize dâhil edilmiş; Latince, Almanca veya Farsça kökenli alıntı kelimeler, çalışmanın dil bilgisel odağını korumak amacıyla kapsam dışında bırakılmıştır.

2. CC II metni Hristiyan öğreti bağlamında terminolojik düzeyde ele alındığında Türk dilinin kavramlaştırma kapasitesi ön plana çıkmaktadır. Bu kavramsallaştırma, asırlar önce Buddhacı ve İslami gelenekle sürdürülen dinî geleneğin Hristiyan öğretiye aktarımında da görülmektedir. Türk dili, karşılaştığı yeni kültürel ve dinî kavramları karşılarken yabancı kelimelere sığınmak yerine mevcut sözcüklerini anlam aktarımı, türetme ve birleştirmelerle işleyerek dilin dinamik bir terim üretim merkezine sahip olduğunu göstermektedir. Zikredilen yaklaşım, özellikle dinî ve soyut terminolojinin inşasında başvurulan türetme ve birleştirme yöntemlerini, dilin bir bağışıklık sistemi ve yaratıcı mühendislik alanı olarak ortaya koymaktadır. Türetme yoluyla somut köklerden metafizik kavramlar üreten; birleştirme sistemiyle de yabancı düşünce kalıplarını kendi ek-kök düzeni içinde millîleştiren bu süreç; Türk dilinin sadece durağan bir iletişim aracı değil, aynı zamanda yeni medeniyet dairelerine eklemlenirken özgünlüğünü koruyan dinamik ve kendi kendine yetebilen bir kültür dili olduğunu da belgelemektedir. Bu doğrultuda CC II metni tanıklığında çalışmada madde başı yapılan sözcükler, ‘Eski Türk Dinî Söz Varlığına Katkılar’ kavramı temelinde Kıpçak Türkçesinde ilk kez tanıklanmalarıyla incelemeye değer durumdadır.

Çalışmada CC II metninde tanıklanan Türkçe terimler; türetme ve birleştirme yöntemleri esas alınarak iki ana başlık altında sınıflandırılmıştır. Madde başı olarak belirlenen sözcükler, etimolojik veriler ve dönem sözlükleri ışığında tahlil edilerek ilgili ibarelerin teşekkül süreçleri, kavramsal çerçeveleri ve tarihî dönemler içindeki süreklilikleri bütüncül bir yaklaşımla ortaya konmuştur.

Türetme

Türetme, dilin mevcut kök veya gövdelere belirli yapım ekleri getirilerek onlardan anlamca ilişkili ancak tür veya kapsam bakımından yeni kelimeler oluşturma sürecidir. Bu kapsamda CC II metninde türetme yöntemiyle ortaya konmuş dinî terimler şunlardır:

1. açırgan- ‘pişman olmak’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 620).

İfade, ‘acımak, acınmak’ anlamlı açırga- eylemine gönderilmektedir (Toparlı vd., 2007, s. 2; Boeschoten, 2022, s. 7). Kelimenin morfolojik yapısı açıg+(ı)rka-gan biçimindedir. ‘Acı, keder, sıkıntı’ anlamlarına gelen açıg ibaresi üzerine gelen +(X)rKA- eki, Eski Türkçenin işlek biçim birimlerinden olup esirke-, erinçke-, soyurka- vs. örneklerle görülmektedir (Erdal, 1991, s. 458- 462). CC II metninde ibare, Oğuzca etkilerden kaynaklı olarak söz içi ve sonu /g/ foneminin düşmesiyle açırgan- şekline dönüşmüştür.

2. beygine ‘Rab, sevgili rab→Hz. İsa’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 659).

Hristiyanlarca Hz. İsa’ya duyulan sevgiyi yansıtan bu sözcük, ‘sevgili’ anlamına gelen bir terimdir. Bėy ismi üzerine +kIńA; Eski Uygur Türkçesinin n ağzında +kInA ve y ağzında +kIyA, +kIA biçimindeki ekin getirilmesiyle oluşturulmuştur. İlgili biçim birim, ‘kuvvetlendirme, küçültme, sevgi’ kelimeleri oluşturmaktadır (Erdal, 2004, s. 73; Gabain, 2007: 105).

3. bögeygen ‘itaatkâr’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 672).

İbare, bögey-gen morfolojik açılımına sahiptir. İfade, bögey-türetme hem eksiltme yöntemiyle meydana gelmiştir. Temelde bögeygen (kişi) formunda olan sözcük, -gAn sıfat-fiil ekinden sonra gelen isim unsurunun düşmesiyle (eksiltim) dinî terim formuna ulaşmıştır. Terimi oluşturan bögey-eylemi ifadesi üzerine köken bilgisi sözlüklerinde değerlendirmeler yer almasa da sözcüğe yönelik inceleme Salan (2016) tarafından yapılmıştır. Salan’a ‘söz dinlemek, itaat etmek, boyun eğmek’ eylemine dayanmaktadır. Terim, -gAn sıfat-fiil ekinin kalıplaşmasıyla ‘itaatkâr’ anlamına gelmektedir. Kelime hem göre bögey- fiili, Moğolca bökei- ‘eğilmek, baş eğmek, eğilerek selamlamak, meyletmek; yaslanmak’(2016, s. 292) eylemine dayanmaktadır. Köken bilgisi sözlüklerinde mevcut olmayan ibarenin Moğolcadan geldiği görüşü verilen açıklama tanıklığında daha olasıdır.

4. bögeymek ‘söz dinleme, boyun eğme, itaat etme’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 672).

İfade, bögey-mek morfolojik açılımına sahiptir. Terim, -mAk mastar ekinin kalıplaşması ile ‘söz dinleme, boyun eğme, itaat etme’ anlamında isim formuna ulaşmıştır. Salan (2016, s. 292) tarafından Moğolca olduğu belirtilen bögey- eylemi üzerine gelen fiilimsinin kalıplaşması ile meydana gelen kelime, CC II metni özelinde Hristiyan öğretiye ait dinî bir terimdir.

5. ėrdeŋlik ‘bakirelik’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 701).

İbare, ėrdeŋ+lik morfolojik açılımı temelinde türetilmiş bir yapıdadır. CC II metni tanıklığında erdeŋ ‘bakire’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 701) sözcüğü üzerine gelen ekle ibare, Hz. Meryem’i karşılayan dinî terim hüviyetine gelmiştir. Kelime üzerine köken bilgisi sözlüklerinde görüşler mevcut olmasa da sözcüğün *er+deŋ şeklinde bir köken açılımına sahip olduğu düşünülebilir. Ancak tarihî metinlerde +dAŋ ekinin tanıklanamaması bu görüşe dikkatle yaklaşılması gerektiğini göstermektedir.

6. kėçiktir- ‘(günahı itiraf etmeyi) geciktirmek, (günahı) gizlemek’(Argunşah ve Güner, 2015, s. 731).

Eski Uygur Türkçesi, Karahanlı Türkçesi ve Harezm Türkçesinde tanıklanmayıp ilk kez Kıpçak Türkçesinde kėçiktir- ‘yapmaktan çekinmek; gizlemek, örtmek, kapamak’ (Toparlı vd. 2007, s. 136) şekliyle belgelenen ibare, CC II metninde ‘(günahı itiraf etmeyi) geciktirmek, (günahı) gizlemek’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 731) anlamlarındadır. Eski Oğuz Türkçesinde tespit edilemeyen ibare, söz başı /k-/>/g-/ ve söz içi /-ç-/>/-c-/ ötümlüleşmesiyle gecik- ‘geç kalmak, geride kalmak, yetişememek’ (Parlatır, 2006, s. 499) formunda görülmektedir.

Kelimenin kökenine yönelik görüşlere bakıldığında Räsänen çalışmasında ibareyi uzun ünlülü kēç kelimesini götürüp sözcüğün Türkmen Türkçesinde gicik- ve Osmanlı Türkçesinde gecik- formunda olduğunu ifade etmektedir (1969, s. 245). Sözcük, Tietze’nin sözlüğünde gecik- madde başında gec⁓ geç+(i)k- açılımıyla verilmektedir (2016, s. 167). Nişanyan çalışmasında ibareyi Eski Türkçe keç- ‘ağır hareket etmek’ anlamlı eylemden türetip geç-(i)k- (2018, s. 282) önerisini yapmaktadır. Son olarak Güner çalışmasında sözcüğü kėç+(i)k-tür- (2013, s. 161) formunda verip kėç kelimesi üzerine gelen biçim biriminin ‘oluş’ bildirme özelliğiyle geçişsiz fiil yaptığını ifade etmektedir. Bu yönüyle verilen açıklamalar temelinde ibareye dair köken önerisi kėç+(i) k-tür- şeklindedir.

7. kėrtilik ‘doğruluk, hakikat’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 736).

İbare, kėrti+lik açılımına sahiptir. Köken bilgisi sözlüklerinde ‘gerçek, doğru, hakikat’ (Räsänen, 1969, s. 257; Clauson, 1972, s. 738; Erdal, 1991, s. 323-324, s. 388) anlamlarında gösterilen kėrtü formunun fonetik bir varyantı olan kerti sözcüğü, +lXk yapım ekini alarak ‘hakikat, gerçeklik’ anlamında kullanıma sahiptir. Köken bilgisi çalışmalarında hakkında morfolojik değerlendirmeler yapılmayan kėrti~kėrtü sözcüğü ‘çentmek, çentik atmak’ (Clauson, 1972, s. 738) anlamlı kėrt- fiilinden hareketle kėrt-ü~kėrt-i formlarında ayrılabilmektedir. İlgili eylem üzerine gelen zarf-fiil eklerinin kalıplaşmasıyla ortaya çıkan kėrti⁓kėrtü sözcükleri Türk dilinin tarihî metinlerinde ‘gerçek, doğru, hakikat’ kavram alanlarını yansıtmaktadır. Bu yönüyle hem zikredilen kavram alanı içerisinde yer alan hem de türetme yönteminin ön plana çıktığı leksikal unsurlardan biri de kėrtilik sözcüğüdür. Eski Türk dinî söz varlığının Buddhacı metinlerinde tespit edilemeyen ibare, Harezm Dönemi Anonim Kur’an Tefsiri’nde kertülig~kertülüg ‘hakikat, gerçek’ (Borovkov, 2002, s. 159; Boeschoten, 2022, s. 164) formlarında söz sonu /-g/ fonemiyle okunsa da ibare sahip olduğu kavramsallık doğrultusunda kertülük şeklinde düzeltilmelidir. Türetme yöntemiyle oluşan terimde ayrıca anlam aktarımı yapılarak ‘hakikat’ kavram alanı da yansıtılmıştır.

8. kopmaklık ‘ölümden sonra dirilme’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 751).

İbare, kop-mak+lık morfolojik açılımına sahiptir. İlk kez Eski Uygur Türkçesinde tanıklanan kop- sözcüğü ‘yükselmek, havalanıp uçmak, kalkmak’ (Wilkens, 2021, s. 393) anlamlarına gelmektedir. Kelime, Karahanlı Türkçesinde hem türetme hem de anlam aktarımı ile İslami manada ‘kıyamet’ anlamına erişmiştir: kopmak kün~kopmak küni ‘kıyamet günü’ (Kök, 2004, s. 466). Sözcük, Harezm Türkçesinde kopmaklık formunda ‘dikleşme, kalkma’ (Toparlı ve Argunşah, 2014, s. 234) anlamına sahiptir. CC II metninde tanıklanan kop-mak+lık ifadesindeki -mAklIk biçim birimi aslında Erdal tarafından -mAklIg formunda gösterilen ekin ötümsüz formudur (1991, s. 400).

9. kopsagan ‘ilahi (Mezmur)’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 751).

CC II metninde daud kopsaganı ibaresi içerisinde yer alan kopsagan sözcüğü, hem türetme hem de anlam aktarımı ile meydana gelmiş dinî bir terimdir. Temelde ‘kopuzla söylenen’ anlamına gelen kopsagan sözcüğü, CC II metninde ‘mezmur’ türünü karşılayan bir kavram hâline gelmiştir. İbare, kopuz+a- (Clauson, 1972, s. 589) morfolojik açılımına sahiptir. Clauson tanıklığında kopuza->kopza->kopsa- ‘ilahi söylemek’ gelişimini yaşayan kelime, Karahanlı Türkçesi metinlerinde kopza- ‘kopuz, ud çalmak’(Ercilasun ve Akkoyunlu, 2014, s. 729) şeklinde belgelenmektedir. İbare, Kıpçak Türkçesinde /z/>/s/ sızıcılaşması ile kopsa- formuna ulaşmıştır.

Bilindiği üzere Batı’nın ibadet ve dinî musikisinde Mezmurlar’ın önemli bir yeri vardır. Örneğin, tabiatın hasat mevsimi ve neşesi için ferdî ve içtimaî kurtuluş için ibadete davet eden umumi ibadet mezmurları, hac neşideleri, dinî tören ilahileri ile hamd ve şükür ilahileri bulunmaktadır. Bunun gibi dış ve iç düşmanlardan kurtuluş ve ulusal ıslah için millî mezmur ve dualar vardır. Milletçe bir tehlikeye maruz kalınmasıyla ilgili veya geçmiş bir kurtuluş için niyazlar vardır. Aynı şekilde taç giyme töreni ve düğün kasideleri, kralın adaletliliği ve mükemmel yöneticiliği, Tanrı’nın savaşta yardım etmesi için yapılan dua veya zafer maksadıyla yapılan şükran duası gibi mezmurlar da mevcuttur (Çağıl, 2013, s. 13-14). Bu yönüyle CC II metninde geçen kopsagan ifadesi Hz.Davud’a atfedilen ilahi, dua ve yakarış metinlerine verilen genel adlandırmayı yansıtmaktadır.

10. öktemlen-→ögdemlen-~ögtemlen- ‘gururlanmak, kibirlenmek, övünmek’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 793).

‘Gururlanmak, kibirlenmek’ kavram alanında övün- ve ḫovanlan- eylemleri arasında yer alan öktemlen- fiili okunuş yönünden tartışmalı bir kelimedir. Wilkens’ın ortaya koyduğu sözlük çalışmasına kadar ağırlıklı olarak öktem formunda okunan sözcük ilgili çalışmada ögdem şekliyle gösterilip ‘keyfî, istediği gibi; övünen, gururlu’ (2021, s. 525) anlamlarına gelmektedir. Clauson’a göre öktem formuyla Kutadgu Bilig’de yer alan sözcük, ‘cesaretlendirmek’ anlamlı ökte- fiiline götürülse de bunu destekleyecek bir örnek tarihî metinlerde söz konusu değildir (1972, s. 102-103). Kelimeyle alakalı Räsänen çalışmasında ökte- madde başında ilgili eylemi ‘cesaret vermek’ anlamında Çağatay Dönemi'ne götürse de dönem metinlerinde ‘faydalı, uygun; rahatsız edici’ anlamlarında ökte ismi mevcuttur. Bu doğrultuda öktem ifadesi ‘cesur, güçlü, gururlu’ anlamlarında gösterilse de kelimeye yönelik net bir köken bilgisi söz konusu değildir (1969, s. 369). Modern Türk dillerinde öktöm~öktem ve öxtem (1969, s. 369) formlarında tanıklanan ibare, Boeschoten sözlüğünde de öktem (2022, s. 219) formunda verilmektedir. Araştırmacılar tarafından öktem olarak gösterilen sözcük, ögdem formuyla verilmelidir.

→ ö-‘düşünmek’-g’akıl, bilinç, şuur’+dem‘kutsallık bildiren ek’

‘(etrafındaki kişilere göre) akıl ve bilinç yönünden idrak seviyesi yüksek kişi>övünen, böbürlenen’.

Bu yönüyle CC II metni tanıklığında türetme ve anlam aktarımı yöntemleriyle ortaya çıkan ibare, ögdemlen-~ögtemlen- şeklinde düzeltilmelidir.

11. öktemlik→ögdemlik~ögtemlik ‘gurur, kibir, mağrurluk’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 793).

‘Gurur, kibir, mağrurluk’ anlamlarında kullanılan öktemlik sözcüğü önceki maddede verilen açıklamalar temelinde ögdemlik~ögtemlik formlarında düzeltilmelidir. İbare, ö-g+dem+lik morfolojik açılımına sahiptir. İfade, din dışı bir metinde tanıklansa da sahip olduğu içerik dinî hüviyettedir.

12. soyurgat- ‘ödül kazanmak, lütuf elde etmek; lütuf görmek’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 818).

Eylem, soyurga-t- morfolojik açılımına sahiptir. Çince tsuy ‘günah, suç, kabahat’sözcüğünden +(X)rkA- ekiyle türetilmiş olan fiil ‘acımak, merhamet etmek’ (Clauson, 1972, s. 556, Erdal, 1991, s. 462; Ağca ve Gül, 2018, s. 57) anlamlarına gelmektedir. Eski Uygur Türkçesinden Moğolcaya geçen ibare, ağırlıklı olarak dinî manada kullanıma sahiptir. İfade, her ne kadar Argunşah ve Güner (2015, s. 818) tarafından ‘ödül kazanmak, lütuf elde etmek’ anlamlarında gösterilse de kelime, CC II metninde ‘lütuf görmek’ anlamına sahiptir. Sözcüğün Türk dilinin söz yapımı ilkeleri temelinde -(X)t- biçim birimiyle genişletilmiş formu CC II metnine özgüdür.

13. taŋuş⁓taŋış ‘mucize; Kutsal Kitap’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 828, 829).

Metinde hem taŋuş hem de taŋış formunda tanıklanan ibare, dinî bağlama sahiptir. CC II metni özelinde ‘mucize; kutsal kitap’ anlamlarına gelen kelimenin tarihî dönemlerdeki karşılıklarına bakıldığında ifade hakkında çok az veri söz konusudur. Sözcük, Eski Uygur Türkçesinde taŋış ‘sıkıntı, üzüntü, darlık’ (Wilkens, 2021, s. 672) formunda olup Karahanlı Türkçesinde tanıklanamamaktadır. Sözcük üzerine ortaya konan köken değerlendirmelerine bakıldığında Clauson ifadeyi taŋ- eylemine götürüp kelimenin U II’de sıkış taŋış ikilemesi içerisinde görülse de bunun aslında sıkıg taŋıg ikilemesinin yanlış okuması olduğunu öne sürmektedir (1972, s. 526). Clauson’un zikrettiği form, Räsänen sözlüğünde ‘bağlamak’ anlamında görülmektedir (1969, s. 461). Verilen açıklamalar göz önüne alındığında araştırmacıların ‘şaşmak, şaşırmak’ anlamlı taŋ- (I) eylemi ile ‘birleştirmek’ anlamlı taŋ- (II) eylemlerini karıştırdıkları görülmektedir. Kelime, taŋ-(ı)ş açılımına sahiptir. Sözcüğe köken olan eylem ‘şaşırmak, şaşmak’ (Toparlı vd., 2007, s. 261) anlamlı taŋ- (I) fiiline dayanmaktadır.

14. tirgizgiçi ‘diriltici, can verici’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 844).

İfade, tirgiz-gü+çi morfolojik açılımına sahiptir. Temelde türetme yöntemiyle oluşturulmuş terimde eksiltme yapısı da söz konusudur: tirgizgiçi (tėŋri). Orhon Türkçesi ve Eski Uygur Türkçesinde tirgüz- formu yerine tirgür- ‘diriltmek, yeniden ayağa kaldırmak’ (Aydın, 2015, s. 190) şeklinde tanıklanan ibare, Karahanlı Türkçesinde hem tirgüz- ‘hayat vermek, diriltmek’ (Kök, 2004, s. 608) hem de tirgür- ‘diriltmek, canlandırmak’ (Ünlü, 2004, s. 684) olarak belgelenmektedir. Altayistik bağlamında /r/⁓/z/ denkliği hususunun Eski Türkçedeki yansıması olan tirgür- ve tirgüz- sözcükleri CC II metni tanıklığında Hristiyan öğreti ait dinî bir terimdir. Eylem üzerine gelen -gUçI eki, -gU ve +çI biçim birimlerinden ileri gelip esasen özneye atıfta bulunan morfolojik yapı durumundadır (Erdal, 2004, s. 153, 291).

15. tözümlük ‘dayanma, tahammül, sabır’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 851).

İfade, töz-(ü)m+lük morfolojik açılımına sahiptir. Clauson, ibareye kök oluşturan töz- eylemini ‘dayanmak, acı çekmek’ anlamında vererek ibarenin özellikle Kıpçak Türkçesi metinlerinde yaygın olduğunu belirtmektedir (1972, s. 572). Räsänen çalışmasında ilgili eylemi ‘tahammül etmek, katlanmak’ (1969, s. 495) anlamında verip sözcüğün hem tarihî hem de modern dönemlerdeki örneklerini sıralamaktadır. Son olarak kelime Boeshoten sözlüğünde hem töz- hem de döz- formlarıyla gösterilip ilgili eylemden ortaya çıkan tözer, tözegen, tözmelik, tözümlü ve tözümlük türevlerine değinilmektedir (2022, s. 351). Ağırlıklı olarak Orta Türkçe metinlerde tanıklanan ibare, Türk dilinin söz yapımı kategorisinde yer alan türetme ve anlam aktarımı teknikleriyle ‘sabır’ kavram alanında yer almaktadır.

16. üçlük ‘Baba, Oğul, Kutsal Ruh; teslis’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 867).

Terim, Hristiyan düşünce sistemindeki teslis kavramını yansıtmaktadır. Argunşah’a göre Türkçe metinlerde teslis kavramına ilk kez CC II metninde rastlanmıştır. Bu terim, CC metninde üçlük, üçöv, üçlik birlikine ve üç tėŋdeş terimleriyle karşılanmıştır (2017, s. 4, 5). Türetme yöntemiyle meydana getirilen üç+lük ifadesinde anlam aktarımının da etkisi söz konusudur.

17. üçöv ‘Baba, Oğul, Kutsal Ruh; teslis’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 867).

İbare, Hristiyan düşünce sisteminde ‘Baba, Oğul, Kutsal Ruh’ kavramını yansıtan teslis ifadesi için türetme yöntemiyle oluşturulmuş dinî bir terimdir. Terim, üç+egü (Karamanlıoğlu, 1994, s. 16) morfolojik açılımına sahiptir. Kıpçak Türkçesinin en bilindik ses olaylarından olan /g/>/v/ değişimi tog->- tov-, bitig>bitüv vs. örneklerinde görüldüğü üzere üçegü>üçöv (Argunşah, 2017, s. 5) formunda da belgelenmektedir.

18. yamanlı ‘günahkâr, kötülük yapan’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 874).

Kelime, yaman+lı(g) morfolojik açılımına sahiptir. CC metni özelinde sözcük hem ‘kötü, fena, pis’ hem de ‘suç, günah, kötülük’ (s. 873) anlamlarına gelmektedir. Kelime, ilk kez Eski Uygur Türkçesinde yaman ‘kötü, fena’ (Wilkens, 2021, s. 859) şeklinde tanıklanmaktadır. İbare, Karahanlı Türkçesi metinlerinde ‘kötü, her şeyin kötüsü’ (Ercilasun ve Akkoyunlu, 2014, s. 947) anlamlarındadır. Terim, Harezm Türkçesinde ‘kötü, fena, yanlış, hata’ (Ata, 2014, s. 467; Ata, 1997, s. 700) şeklinde temel anlama sahip olsa da anlam aktarımı ile ‘haram, günahkâr’ anlamına çekilmiştir.

19. yarattaçı ‘yaratıcı, yaratan’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 876).

Terim, yarat-taçı morfolojik açılımı temelinde türetme yöntemiyle oluşturulmuş Türkçe bir ifadedir. Eski Türkçenin dinî metinleri göz önüne alındığında -(X)glI, -gAn vs. sıfat-fiil eklerinin kalıplaşarak dinî terim oluşturması bilinen bir durumdur: yaratgan ‘yaratıcı, var eden’(Ata, 2019, s. 755), tanıglı ‘kâfir, inkâr etmeyen’ (Ata, 2019, s. 646), serinmeklik ‘sabır’ (Ata, 2019, s. 613). Verilen örneklerden hareket edildiğinde CC II metninden tanıklanan ilgili ibare, sıfat-fiil ekinin kalıplaşmasından ileri gelmektedir. Eski Türk dinî söz varlığının Manici ve Buddhacı metinlerinde tanıklanamayan ifade, TİEM 73’te yarat- ‘yaratmak’ madde başı içerisinde mevcuttur. İlgili metnin 274r/3. satırlarında ibare, arıglık taŋrıka azunluglarnı yaratt(a)çı “Cihanı yaratan saf ve arı Tanrı’ya” örneğinde (Ünlü, 2004, s. 740) belgelenmektedir. Terim, bu yönüyle CC II metninde İslami forma benzer türetme ve anlam aktarımı ile Hristiyan öğretiye uyarlanmıştır.

20. yarlıgançlı⁓yarlıgançlu ‘merhametli, bağışlayıcı’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 878).

Metinden tanıklanan yarlıgançlu (62b/32-33) ve yarlıgançlı (80a/1) ibareleri türetme yöntemiyle oluşturulmuş dinî terimlerdir. İfadeler, temelde yarlıgka-nç+lXg morfolojik açılımına sahiptir. Fiil üzerine gelen -(X)nçlXg formu ilk kez Eski Uygur Türkçesinde görülmektedir. Ek üzerinde kapsamlı görüşler ortaya koyan Erdal’a göre bu biçim birim -(X)nç ve +lXg formlarından ileri gelerek birleşik forma ulaşmıştır (Erdal, 1991, s. 284). CC II metni dışında Türk dilinin dinî metinlerinde tanıklanamayan ibarede eksiltme yöntemi de mevcuttur: yarlıgançlı⁓yarlıgançlu (tėŋri).

21. yulugma ‘kurtarıcı, mesih’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 897).

İfade, yul-(u)gma morfolojik açılımına sahiptir. İlk kez Eski Uygur Türkçesinde tanıklanan yul- fiili ‘almak, satın almak, geri satın almak, kurtarmak, rehinden kurtarmak’ (Wilkens, 2021, s. 918) anlamlarına gelmektedir. Eylem üzerine gelen -(X)gmA sıfat-fiil ekine bakıldığında ilgili biçim birim olumlu manada sözcükler oluşturmaktadır (Erdal, 2004, s. 282-283). Verilen açıklama temelinde ağırlıklı olarak sıfat-fiil formunda ilk kez Orhon Türkçesinde görülen ilgili biçim birim, tarihî Kıpçak Türkçesinde de örneklere sahiptir. Zikredilen kategoride yer alan yulugma ifadesi, yul- eylemi üzerine -(X)gmA ekinin kalıplaşması ile kalıcı ad olmuş; devamında ortaya çıkan form anlam aktarımı ile Hz. İsa’yı karşılayan dinî terim hüviyetine ulaşmıştır.

22. yuvuk ‘günah çıkartma’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 898).

İbare, yuv-(u)k morfolojik açılımına sahiptir. İlgili ibareye kök durumdaki yuv- fiili aslında ‘yıkamak’ anlamlı uzun ünlülü yū- fiilinin formunun kısalırken bıraktığı seslik izi yansıtmaktadır (Tekin, 1995, s. 180). Uzun ünlülerin kısalırken ünsüz türemesi, ötümlüleşme, öndamaksıllaşma vs. gibi seslik izler bırakması bilinen bir durumdur. yū- fiili örnekliğinde uzun ünlünün kısalırken /-v-/ formunda ünsüz türettiği ilgili kelime tanıklığında görülmektedir. İlk kez Harezm Türkçesinde yuv-, yuw- ve yuy- formlarında görülen örnekler uzun ünlünün kısalması neticesinde türeyen yapılardır. Bu yönüyle yuv- formu üzerine gelen -(U)k biçim birimi ilgili sözcüğü ‘arınma, yıkanma’ anlamına getirse de CC II metninde ibare, anlam aktarımı temelinde ‘günah çıkartma, günahların itirafı ile arınma’ manasında kullanıma sahiptir.

23. yuvun- ‘yıkanmak, arınmak’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 898).

İbare, yuv-(u)n- morfolojik açılımına sahiptir. Önceki madde başında belirtildiği üzere uzun ünlülü yū- eyleminin kısalarak /v/ ünsüzünü türetmesi ile ortaya çıkan yuv- eylemi, dönüşlü çatı ile kullanılarak türetme ve anlam aktarımı ile dinî terim hüviyetine ulaşmıştır. Kelimedeki uzunluğun kısalarak seslik izler bırakmasından hareket edildiğinde ifadenin orijinal biçiminin *yūn- olduğu düşünülmektedir. Zikredilen uzun ünlülü biçim, tarihî dönemlerde kısalmış formlarla Eski Uygur Türkçesinde yun- ‘yıkanmak, temizlenmek, arınmak’ (Wilkens, 2021, s. 921); Karahanlı Türkçesinde yun- ‘yıkanmak, boy abdesti almak’ (Kök, 2004, s. 687); Harezm Türkçesinde yun- ‘yıkanmak, abdest almak’ (Sağol, 1993, s. 1044; Yüce, 2014, s. 212; Toparlı ve Argunşah, 2014, s. 273; Demirci ve Karslı, 2021, s. 531) ve Kıpçak Türkçesinde yun- ‘yıkanmak’ örnekleriyle görülmektedir (Toparlı vd., 2007, s. 330). Bu doğrultuda uzun ünlülü *yūn- eyleminin Eski Türkçe ve Orta Türkçedeki görünümü şu şekilde özetlenebilir:

1. *yūn- eylemi Eski Türkçe ve Orta Türkçede kısalırken ünsüz türemesiyle yeni formlar meydana getirmiştir: yuv-, yuw- ve yuy-. Bu eylemden türetilen yuvun- fiili, ilgili leksikal birimin dönüşlü çatı hâlidir.

2. *yūn- eylemi Eski Türkçe ve Orta Türkçede herhangi bir seslik iz bırakmadan doğrudan kısalma eğilimi göstermiştir: yu-, yu-dur-, yu-n-, yun-dur-, yu-n-(u)ġ vs. Görüldüğü üzere, verilen örneklerde herhangi bir seslik mevcut olmayıp eylemin kısa ünlülü formunun yoğun kullanıma sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Birleştirme

Birleştirme, iki veya daha fazla kelimenin yeni bir kavramı karşılamak üzere bir araya gelerek tek bir leksik birim oluşturmasıdır. Bu yöntemde, birleşen kelimeler genellikle kendi anlamlarından sıyrılarak yeni bir anlam taşımaktadır. Bu doğrultuda çalışmada ilgili yöntem temelinde oluşturulmuş dinî terimler şunlardır:

24. algış yeri ‘lütuf yeri’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 624).

İbare, belirtisiz isim tamlaması formunda algış ve yėr sözcüklerinin birleşiminden ileri gelmektedir. Terim, Hristiyanlarca Hz. İsa’nın kurtarıcılık yönüne vurgu yapmaktadır.

25. arı kız ‘saf kız, Hz. Meryem’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 634).

CC II metninde Hz. Meryem’i tanımlamada onun ‘saf ve bakire’ yönünü vurgulamak için birleştirme yöntemiyle arı kız ifadesinin ortaya konduğu görülmektedir. Sözcüğün Eski Türk dinî söz varlığındaki görünümü göz önüne alındığında Eski Uygur Türkçesi ve Karahanlı Türkçesine nazaran ‘Hz. Meryem’için birleştirme yöntemiyle Türkçe terimlerin kullanıldığı görülmektedir.

26. arı tın ‘Kutsal Ruh’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 637).

Hristiyan düşünce sisteminde Kutsal Ruh, Grekçe pineuma hagion veya pneuma to hagion şeklinde ifade edilip etkin bir tanrısal güç olarak ön plana çıkmaktadır. Kutsal Ruh, Tanrı’nın yeryüzündeki ve inananların yüreğindeki varlığıdır. Kutsal Ruh, ayrıca Tanrı’nın yabancılığının aşılmasını sağlayan ve tanrısal olanı yaşamın içine yerleştiren bir inançtır (İslam, 2020, s. 91, 92). İbare, arı (tın ‘can, ruh’ anlamlı kelimelerin birleşiminden ileri gelen dinî bir terimdir. Birleştirme yöntemiyle oluşmuş terim, tın ‘can, ruh’sözcüğüne yüklenen dinî içerikle anlam aktarımı kapsamına da girmektedir. Tamlama, Hristiyanlıktaki teslis inancının Baba ve Oğul’dan sonra üçüncü ayağı olan Kutsal Ruh’un Tanrı’nın ruhu olduğunu gösteren bir terimdir (Argunşah, 2017, s. 15).

27. arıksuz köŋül ‘saf olmayan kalp’(Argunşah ve Güner, 2015, s. 757).

İfade, arıksuz ve köŋül sözcüklerinin birleşimlerinden ileri gelmektedir. Birleştirme, türetme ve anlam aktarımı temelinde meydana getirilen dinî terimin Eski Türk dinî terminolojisindeki görünümüne bakıldığında arıksuz köŋül ifadesinin Uygur ve Karahanlı dönemlerinde tanıklanmadığı; ilgili sözcüğün CC II metni özelinde Kıpçak Türkçesinde belgelendiği anlaşılmaktadır.

28. ata tėŋri⁓tėŋri ata ‘Tanrı’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 640-641).

Metinden tanıklanan ata tėŋri ve tėŋri ata ifadeleri, ata ‘baba’ ve tėŋri ‘tanrı’ sözcüklerinin bir arada kullanılmasından doğan birleştirme yöntemine ait bir ibaredir. Hristiyanlıktaki teslis inancını yansıtan ibareler için CC’de sıklıkla ata sözcüğü kullanılıp ata tėŋri ve tėŋri ata formları elde edilmektedir. ‘Baba’ anlamına gelen ata kelimesi, dinî seviyeye çevrilerek anlam aktarımı kapsamında meydana gelen dinî terim hüviyetindedir.

29. bėy tėneri⁓bėy tėŋri ‘Rab’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 658-659).

İbare, bėy ve tėŋri⁓tėŋeri formlarının birleşimiyle meydana gelmiş dinî bir terimdir. Hristiyanlıkta Hz. İsa’ya ‘Rab’ ünvanı verilmektedir. Bu adlandırma, İsa’nın Tanrı ile insanlar arasında tek aracı olduğuna dair inanca işaret etmektedir (Michel, 1992, s. 61).

30. bitik tili ‘İncil’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 665).

Bitik ‘yazı, mektup, kitap’ (til sözcüklerinin birleşiminden ileri gelmektedir. Birleştirme yöntemiyle oluşturulan terimde ayrıca bitik sözcüğüne yüklenen semantik içerikle ‘Kutsal Kitap’ anlamı ortaya çıkmıştır. Türk dilinde bitig sözcüğünün ‘Kutsal Kitap’manasına gelmesi İslami Türkçe metinlerde yoğun bir şekilde görülmektedir: bk. bitig ‘kitap, Kur’an-ı Kerim’ (Ata, 2019, s. 280; TİEM 73, 2004, s. 321-322). Anlam aktarımı kategorisinde yer alan ibare, bu yönüyle ‘İncil’ kavramını aktarmada tercih edilen Türkçe dinî terim kategorisinde yer almaktadır.

31. boy aruvlıḫı ‘iffet, namus’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 672).

İfade, ‘iffet, namus’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 372) anlamlarına gelmektedir. İbare, temelde ‘vücut, beden’ anlamına gelen boy (aruvlıḫ (arıg ‘saf, temiz, duru’ sözcüğüyle anlatılan ‘iffet, namus’ kavramı CC II metninde boy aruvlıḫı ifadesiyle birleştirme ve anlam aktarımı yöntemleriyle kullanıma sahiptir.

32. boy suklıkı ‘aşırı arzu, cinsel istek’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 672).

Terim, boy ve sukluk sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Birleştirme yöntemiyle meydana getirilen tamlama, anlam aktarımıyla ‘cinsel arzu ve istek’ anlamını kazanmıştır. Eski Türk dinî söz varlığında çoğunlukla suk (Wilkens, 2021, s. 627; Sağol, 1993, s. 893) sözcüğüyle gösterilen kavram, CC II metninde boy suklıkı formunda tanıklanmaktadır.

33. çın ḫan⁓çın tėŋri ‘Gerçek Kral’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 683).

İfade, çın ‘gerçek, hakiki’, ḫan ‘hükümdar’ ve tėŋri ‘Tanrı’ sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. Birleştirme yöntemiyle oluşturulan ifadeler, ‘Rab, Tanrı’ anlamlarında kullanıma sahiptir.

34. kök ötmeki ‘İsa’nın bedenini temsil eden, gökten inen ve İncil’de yiyenlerin ölümsüzleşeceği belirtilen ekmek’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 755).

Hristiyan öğretiye dair anlatılarda Hz. İsa, ‘Yaşam Ekmeği’ söylevinde çölde Manna yiyen ataların öldüğünü; gökten inen hakiki ekmeğin ise kendisi olduğunu ve bu ekmekten yiyenin, kanından içenin sonsuza kadar yaşayacağını bildirmektedir (Ersin, 2019, s. 386-387). İbare, Hristiyan öğreti sistemi içerisinde yer alan dinî bir terimdir. Birleştirme yöntemi ile oluşturulan ifade, kök ‘gök’ ve ötmek ‘ekmek’ (Wilkens, 2021, s. 544; Ercilasun ve Akkoyunlu, 2014, s. 649; Ata, 1997, s. 511) sözcüklerinin birleşiminden ileri gelmektedir. Metinde yer alan ibare, Hristiyan sembolizmi temelinde ebedî mutluluğu temsil etmektedir. CC II metni tanıklığında birleştirme yöntemiyle oluşturulan terim ayrıca anlam aktarımı temelinde de işlenmiştir.

35. kök ḫanı⁓kök yėr ḫanı ‘Gökler Hanı; Hz.İsa’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 755).

Metinden tanıklanan kök yer ḫanı ve kök ḫanı ifadeleri, Hz. İsa’ya atfedilen adlandırmalardır. Eski Türk dinî söz varlığının Uygur ve Karahanlı zamanlarında görülmeyen yalnızca Kıpçak Dönemi'nde birleştirme yöntemiyle türetilen bu terimler, anlam aktarımı temelinde Hristiyan düşünce sistemine uyarlanmıştır.

36. kökge agıngan⁓kökge agınmış ‘Göğe yükseltilmiş; Hz.İsa’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 389).

CC II metninden tanıklanan kökge agıngan ve kökge agınmış ibareleri, Eski Türk dinî söz varlığının birleştirme, türetme ve eksiltme yöntemleriyle oluşturulmuş dinî terimleridir. CC II metninden tespit edilen kökge agıngan ve kökge agınmış tamlamaları, kök ‘gök’ ve agın- ‘yükselmek’sözcüklerinden oluşmakla birlikte fiil üzerine gelen -gAn sıfat-fiil ekinin kalıplaşmasıyla ortaya çıkmıştır. Sıfat-fiil ekleri vasıtasıyla Eski Türk dinî söz varlığında birçok dinî terimin varlığı göz önüne alındığında tanıklanan ifadelerin türetme, kalıplaşma ve eksiltme yöntemi bağlamında birbirini tamamladığı ve devamında ‘anlam aktarımı’ ile güçlendirildiği anlaşılmaktadır.

37. mėŋi ḫan~mėŋü ḫan~mėŋü tėŋri ‘Ebedî Tanrı, Sonsuz Tanrı’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 776).

CC II metni tanıklığında mėŋi ḫan, mėŋü ḫan ve mėŋü tėŋri formlarında tespit edilen kelimeler, Hristiyan öğretiyi aktarmada hem birleştirme hem de anlam aktarımı yöntemleriyle ortaya konmuştur. ‘Tanrı’nın sonsuzluğunu’ yansıtan ilgili terimler, Eski Türk dinî terminolojisinde kapsamlı örneklere sahiptir. İbare, Eski Uygur Türkçesinde meŋü t(e)ŋri ‘ebedî, sonsuz tanrı’ (Wilkens, 2021, s. 473) formundadır. Kavram, Karahanlı Türkçesinde meŋü t(e) ŋri formuyla görülmese de ağırlıklı olarak Arapça bâkī (Ata, 2019, s. 249) ve Farsça cāvіdāne (Ata, 2019, s. 306) sözcükleriyle temsil edilmektedir. Ayrıca metinden tanıklanan mėŋi ḫannıŋ ovlı ifadesine benzer bir terim, Eski Uygur Türkçesinde meŋü t(e)ŋri oglı ėlig han ‘Ebedî Tanrı’nın oğlu, Kral Mesih’ (Wilkens, 2021, s. 473) ifadesidir. Bu yönüyle ilgili sözcüğün Hristiyan öğreti doğrultusunda Baba, Oğul ve Kutsal Ruh bağlamına çekildiği görülmektedir.

38. mėŋü tınç konuşı ‘ebedî huzur yeri’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 776, 841).

İbare, Hz. Meryem ile ilgilidir. Terim, mėŋü, tınç ve konuşı ifadelerinin birleşiminden ileri gelmektedir. Tamlama içerisinde yer alan tınç ‘huzur, sakinlik’sözcüğü, tın- ‘dinlenmek’ (Clauson, 1972, s. 514) eylemine uzanmaktadır. Kelime, tın-ç morfolojik açılımına sahip olup modern Türk dillerinde tiniç~tinç~tınç~tınıç ve dinç formlarında tanıklanmaktadır (Clauson, 1972, s. 516). Ayrıca ilgili ibare içerisinde belgelenen konuş sözcüğü Kıpçak Türkçesine kadarki tarihî dönem metinlerinde belgelenememektedir. Metafor olarak Hz. Meryem’in bulunduğu ‘Tanrı makamı’nı temsil eden ifade, Eski Türk dinî söz varlığı kapsamında Kıpçak Türklerine özgü dinî bir terimdir.

39. mėŋü tirilik ‘ebedî hayat’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 776).

Terim, hem mėŋü ve tirilik sözcüklerinin birleşiminden hem de anlam aktarımı temelinde ortaya konmuştur. İbare içerisinde yer alan tirilik sözcüğü, Eski Türkçede ‘hayat, yaşam’ anlamlarına gelen bir terimdir. Kelime, tirig+lik ‘canlı, hayat, yaşam’ morfolojik açılımı temelinde Eski Uygur Türkçesinde tiriglig ‘canlı’ (Wilkens, 2021, s. 721) formundadır. Sözcük, Karahanlı Türkçesinde söz sonu /-g/ foneminin ötümsüzleşmesi ile tiriglik ‘hayat, yaşantı, ömür’ (Ata, 2019, s. 681) formunda görülmektedir.

40. mėŋüdeş tėŋri ‘birlikte sonsuz olan, ebedîliği birlikte paylaşan’(Argunşah ve Güner, 2015, s. 776).

Hristiyan öğretideki ‘Tanrı’ kavramına işaret eden terim, hem birleştirme hem de türetme yöntemleriyle oluşturulmuştur. İbare içerisinde yer alan mėŋüdeş formu, mėŋü+deş morfolojik açılımına sahiptir. Eski Türkçe beŋü~mėŋ ibaresi üzerine gelen +DAş eki çoğunlukla eklendiği sözcüğe ‘eşlik, ortaklık, bağlılık ve aitlik’ (Erdal, 1991, s. 119) anlamı katan bir biçim birimidir.

41. mėŋülük tav ‘ebedî dağ’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 777).

Dağ, Hristiyanlar için Allah’a yakın olmanın sembolü olarak görülmüştür. Hristiyanlar için en önemli kutsal dağ, Hz. İsa’nın üzerinde dolaştığı, vaaz ettiği, gecelediği ve orada çarmıha gerildiğine inanılan Zeytin Dağı’dır (Baş, 2013, s. 171). Bu doğrultuda metinden tanıklanan mėŋülük tav ifadesine bakıldığında ilgili terimin Hristiyanlarca kutsallık atfedilen ‘dağ’ kavramına işaret ettiği görülmektedir. Terim, mėŋülük (tav (

42. sıy tabuḫ ‘saygı, hürmet, itibar’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 814).

Buddhacı ve İslami söz varlığında ağırlıklı olarak ‘hizmet, ibadet, hürmet’ (Wilkens, 2021, s. 674) kavram alanı tapıg udug ibaresiyle verilmektedir. Hristiyan öğretiyi yansıtan ilgili kavram alanı sıy tabuḫ ikileme yapısıyla karşımıza çıkmaktadır. CC II metninde ‘saygı, itibar’ anlamına gelen ifade, sıy ve tabuḫ (tapıg) sözcüklerinin birleşiminden oluşmaktadır. İbareyi oluşturan sıy unsuru hakkında net bir görüş söz konusu değildir. CC II metninde tanıklanan ibareye yönelik güncel bir değerlendirmeyi Argunşah (2019) yapmıştır. Araştırmacı, ilgili ifadenin Oğuz Türkçesi dışındaki tarihî ve modern Türk dillerinde kullanıldığını; ibarenin Kıpçak ve Çağatay metinlerinde nadiren rastlanırken modern Türk dillerinde türemiş isim ve fiillerinin yaygın olarak bulunduğunu ve çeşitli ikilemeler oluşturduğunu belirtse de sıy sözcüğü hakkında köken önerisinde bulunmamaktadır (2019, s. 111). Bu yönüyle ilgili ifadenin kökeni noktasında net fikirler mevcut olmasa da sözcüğün ‘günah, suç, kabahat’ anlamlı Çince 罪 zuì ile ilişkili olduğu düşünülebilir. Eski Uygur Türkçesinde Türk diline uyarlanan ibare, tıpkı sıy tabuḫ örneğinde olduğu gibi eş dizimlerle kullanıma sahiptir: tsui yazok ‘günah, suç, kabahat’, tsui ayıg kılınç ‘günah’, tsui erinçü ‘günah’ ve tsui erinçü ayıg kılınç ‘günah’(Wilkens, 2021, s. 751). Türk dilinde benzer seslerin birbirine gelişme kuralı göz önüne alındığında Çince kökenli tsui kelimesindeki ötümsüz /t/ ve /s/ fonemlerinin ötümsüz /s/ sesine dönüştüğü; sıklıkla yabancı kelimelerde mevcut söz sonu /-i/ foneminin Türk dilinde /y/ şeklinde sesletildiği CC II metnindeki sıy sözcüğünü kısmen de olsa açıklamaktadır.

43. tėŋeri söz ‘Tanrı sözü, İncil’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 834).

İbare, tėŋeri ve söz sözcüklerinin birleşiminden meydana gelmiş dinî bir terimdir. İfade, birleştirme yöntemiyle birlikte anlam aktarımı bağlamında da kullanıma sahiptir. Argunşah ve Güner (2015) tarafından ‘Tanrı sözü, İncil’ olarak gösterilen ibarenin ‘Kutsal Söz (İncil)’ anlamında verilmesi daha uygundur.

44. tın aş ‘manevi gıda’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 840).

Tın ‘ruh, can’ (Wilkens, 2021, s. 713) ve ‘yemek, yiyecek, gıda’ (Wilkens, 2021, s. 75) sözcüklerinin birleşmesinden ve anlam aktarımına uğramasıyla oluşturulmuştur. Kelimenin Eski Uygur Türkçesindeki ‘ruh’ anlamı esas alınıp anlam aktarımı ile değerlendirildiğinde bu söz öbeğini ‘ruh aşı, gıdası’>’manevi gıda’ biçiminde değerlendirmek dinî muhtevayı yansıtmak açısından daha doğru olmaktadır.

45. tın ata ‘peder, papaz’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 841).

İbare, tın ve ata sözcüklerinden birleştirme yöntemiyle oluşmuştur. Teşekkül açısından tın ‘ruh, can’ (Wilkens, 2021, s. 713) ve ata ‘baba’ (Wilkens, 2021, s. 80) sözcükleri örnekliğinde yapılan anlam aktarımı ile ilgili terim, Hristiyanlıkta manevi rehberlik görevini icra eden ‘papaz’ kavramını yansıtmaktadır. İfade, Argunşah ve Güner (2015) tarafından ‘peder, papaz’ anlamında verilse de ibare metnin bağlamı gereği ‘papaz’ anlamını taşımaktadır.

46. tın azıḫ ‘manevi gıda’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 840).

İbare, tın ‘ruh, can’ (Wilkens, 2021, s. 713) ve azıḫ (tın ve azuk sözcüklerine yüklenen semantik içerikle genişletilmiştir. Eski Türk dinî söz varlığında bu ifadeye benzer bir sözcük, Eski Uygur Türkçesinde üzüt asıgı ‘ruhun (manevi) faydası’ (Wilkens, 2021, s. 835) ibaresiyle görülmektedir. İfade, tın aş ‘manevi gıda’ örneğinde olduğu gibi ‘ruh aşı, gıdası’>’manevi gıda’ semantik gelişimini yansıtmaktadır.

47. tın uruḫ ‘manevi evlat’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 840).

İbare, tın ‘ruh, can’ (Wilkens, 2021, s. 713) ve uruḫ (uruḫ sözcüğüne yüklenen semantik içerikle anlam aktarımı temelinde ‘manevi evlat’ anlamına gelmektedir.

48. tügenmes tirilik ‘ebedî hayat’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 857).

Hristiyan inancının temelini oluşturan öğreti, Sonsuz Hayat’a yani ahirete inanmaktır. İnanç amentüsündeki en son konu olan ahiret, Hristiyan inancının olmazsa olmazları arasındadır. Hristiyanlıktaki ahiret inancı ‘Ahiret Bilimi’ anlamına gelen Eschatoloji başlığı altında ele alınmaktadır. Sonsuzluk, ölüm, sonsuz yaşam, yargı günü, yargı sonrası yeni bir yaşam, Allah’ın Krallığı gibi tüm konular, ‘Hristiyan Ahiret İnancı’nı yansıtan unsurlardır (Lambriniadis, 2012, s. 41). Bu yönüyle ilgili dinî terim hem tügenmes ve tirilik sözcüklerinin bir arada kullanımından doğan birleştirme yöntemiyle hem de ‘bitmek, tükenmek’ anlamlı tügen- fiiline gelen -mAs sıfat-fiil ekiyle türetilmiş dinî terim hüviyetindedir.

49. üç tėŋdeş ‘teslis; Baba, Oğul, Kutsal Ruh’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 867).

Hristiyanlıktaki teslis kavramını yansıtmaktadır. Batı dillerinde teslis için Latince trinitas sözcüğünden türetilen trinity, trinité, trinidad, trinita, troitsa ‘üçlü grup, üçlü birlik’ (Akkavak ve Ünal, 2023, s. 1461) sözcükleri kullanılmaktadır. Teslis, Hristiyanlığın en temel öğretisidir, ancak Kutsal Kitap’ta hiç kullanılmamıştır. Çıkarım yolu ile elde edilen bu öğreti, Hristiyanlığın başlangıcından itibaren teolojik çatışmaların kaynağını oluşturmuştur. Yeni Ahit’te Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan bahsedilirken her birinin Tanrı tabiatında eş olduğu ancak üç ayrı kişiliğe sahip olduğu fikri benimsenmektedir (Levent, 2020, s. 1, 12). Türkoloji literatüründe kelime üzerine güncel bir değerlendirme, Argunşah (2017) tarafından yapılmıştır (bk. Argunşah 2017).

50. tėŋri yėtesi⁓tėŋirniŋ yetesi ‘son akşam yemeğinin anıldığı, ekmeğin İsa’nın bedenini, şarabın kanını temsil ettiği ekmek şarap ayini’ (Argunşah ve Güner, 2015, s. 889).

İbare, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce akşam vakti havarileriyle yediği son yemeği anlatan bir ifadedir. CC II metninde tėŋri⁓tėŋir ve yete sözcüklerinden birleştirme ve anlam aktarımı yöntemiyle oluşmuştur. Hristiyanların ekmek şarap ayini olarak tanımlanan Efkaristiya; ‘Tanrı’ya şükretme’ anlamına gelmektedir. Bu ayin, Hristiyanlığın Yahudilikten miras aldığı bir ibadettir. Ayin, Yahudilik’teki Fısıh yemeğinden gelen ve insanların aynı masa etrafında oturma olayına eşlik eden mistik kardeşlik birliğinden etkilenmiştir. Başlangıçta basit olarak ekmek bölmeyi gerektirirken daha sonra bir ibadetin merkezi olmuştur (Eroğlu, 1999, s. 440-441). Bu yönüyle ilgili terim yete formu ile anlam kazanmaktadır. ‘Ulaşmak, erişmek’ anlamlı yėt- fiili üzerine gelen ünlülü zarf-fiil eki -A ile ibare, ‘ulaşma, erişme’ anlamını kazanıp Yunanca εὐχαριστία ‘şükran’ (Mercangöz, 2004, s. 137) ifadesini karşılamaktadır.

51. yėte almak ‘ekmek şarap ayinine katılıp Hz. İsa’nın bedeni olan ekmekten yemek ve kanı olan şaraptan içmek, Hristiyanlar için kendisini feda eden İsa’yı kendi içine alarak Hristiyanları Mesih ile birleştirmek, komünyon almak” (Argunşah ve Güner, 2015, s. 889).

İbare, Hristiyanların ekmek şarap ayini için kullandıkları Yunanca εὐχαριστία ‘eucharistia’ terimini yansıtan başka bir ifadedir. Hristiyan literatüründe ‘komünyon almak’, Eucharist, Supper, Mass, Evharistiya, Rabbin Sofrası, Son Akşam Yemeği gibi adlandırmalara sahip olsa da icra edilen ayin, her pazar günü Hz. İsa’nın yaşamının, ölümünün ve dirilmesinin anısına, bazı farklılıklarla Hristiyan kiliselerinde düzenlenen bir törendir. İlgili ritüel, vaftizden sonra kilisenin yedi sırrından ikinci olarak bilinmektedir (Akalın, 2014, s. 139). Bu yönüyle ibare, CC II metnine özgü dinî bir terim olarak yete ve almak sözcüklerinin bir arada kullanımıyla birleştirme yönteminden ileri gelse de ifade için anlam aktarımı yönteminden de bahsedebiliriz.

Sonuç

Codex Cumanicus’un Alman bölümü tanıklığında Hristiyan öğretiye dair Türkçe kökenli leksikal unsurların ele alındığı çalışmada dinî terimler, türetme ve birleştirme şeklinde iki başlığa ayrılmıştır. Çalışmada türetme kategorisinde 23 ve birleştirme kategorisinde 28 terim tespit edilmiştir.

Çalışmanın ilk başlığında Türk dilinin temel söz yapımı ilkeleri arasında yer alan türetme yöntemi ile alakalı açırgan-, bögeygen, bögeymek, ėrdeŋlik, kėçiktir-, kėrtilik, kopmaklık, kopsagan, öktemlen- (→ögdemlen-~ögtemlen-), öktemlik (→ögdemlik~ögtemlik), soyurgat-, taŋuş⁓taŋış, tirgizgiçi, tözümlük, üçlük, üçöv, yamanlı, yarattaçı, yarlıgançlı⁓yarlıgançlu, yulugma, yuvuk ve yuvun- sözcükleri incelenmiştir. İlgili dinî terimler, biçim birimler formunda oluşmakla birlikte sıfat-fiil eklerinin kalıplaşmasıyla da meydana gelmiştir.

CC II metni tanıklığında biçim birimlerle meydana getirilmiş dinî terimlere bakıldığında ilgili dinî terimlerin yapım eki sınıfında tüm alt kategorilerle kullanıma sahip olduğu anlaşılmaktadır. Türk dilinin sahip olduğu ‘eklenti’ özelliğini yansıtan bu örnekler, sözcüklerin noktasında ‘türetme’ eklerinin önemini bir kez daha göstermektedir. Ayrıca ilgili tablo temelinde Eski Türkçede tanıklanan biçim birimlerin Kıpçak Türkçesine ve Kıpçak Türkçesindeki Oğuzcaya has ses özellikleriyle kullanıma sahip olduğu da anlaşılmaktadır: üç+egü>üç+ev; yarlıga-nç+lıg>yarlıga-nç+lı.

İlgili tablo göz önüne alındığında ağırlıklı olarak CC II metninde oluşturulan Türkçe kökenli dinî terimlerde fiilimsi kategorisindeki sıfat-fiil eklerinin kalıplaşarak kalıcı isim ve sıfatlar oluşturdukları görülmektedir. İlgili örnekler, CC II metni tanıklığında çoğunlukla sıfat kategorisini temsil etmektedir.

Çalışmanın ikinci başlığında Eski Türk dinî söz varlığının türetme yöntemi dışında en sık kullanılan terim oluşturma ilkelerinden birleştirme tekniği ile ilişkili arı kız, arı tın, arıksuz köŋül, ata tėŋri⁓tėŋri ata, bėy tėneri⁓bėy tėŋri, bitik tili, boy aruvlıḫı, boy suklıkı, çın ḫan⁓çın tėŋri, kök ötmeki, kök ḫanı⁓ kök yėr ḫanı, kökge agıngan⁓kökge agınmış, mėŋi ḫan~mėŋü ḫan~mėŋü tėŋri, mėŋü tınç konuşı, mėŋü tirilik, mėŋüdeş tėŋri, mėŋülük tav, sıy tabuḫ, tėŋeri söz⁓tėŋri sözi, tın aş, tın ata, tın azıḫ, tın uruḫ , tügenmes tirilik, üç tėŋdeş, tėŋri yėtesi⁓tėŋirniŋ yetesi ve yėte almak sözcükleri ele alınmıştır. İlgili dinî terimlerin ‘teşekkül’ noktasında ağırlıklı olarak isim tamlaması, sıfat tamlaması ve ikileme formunda ortaya çıktıkları görülmüştür.

İlgili tablodan hareketle birleştirme kategorisindeki Türkçe dinî terimlere bakıldığında ağırlıklı olarak ‘bir aradalık’ ilkesi temelinde iki sözcüğün isim ve sıfat tamlaması şeklinde kullanımı söz konusudur. Bu kategoriler dışında CC II metninde birleşik fiil ve ikileme türünde örnekler de söz konusudur. Bu örnekler, aynı şekilde zikredilen ‘bir aradalık’ilkesi temelinde leksikal unsurların birleşiminden ileri gelmektedir.

Verilen açıklamalar, ortaya konan tablolar ve ele alınan dinî terimlerden hareketle CC II metnindeki Türkçe dinî terminolojinin ele alındığı çalışmada Türk dilinin CC II metni bağlamında işlenmişlik ve gelişkinlik noktasında Buddhacı ve İslami dönem metinlerinden geri kalmadığı; Hristiyan öğreti temelinde ortaya konulan teknik terimlerle Türkçe bilincinin en az zikredilen dönemler kadar önemsendiği anlaşılmaktadır. Çalışmada ayrıca önceki dönemlerde tanıklanmayan ve sadece bu döneme özgü teknik dinî terimlerin varlığı ve teşekkülü göz önüne alındığında Kıpçakların ağırlıklı olarak Manici, Buddhacı ve İslami terminoloji geleneğinin söz yapımı ilkelerine uyduğu görülmektedir.

Kısaltmalar

CC II Codex Cumanicus’un Alman bölümü

ET Eski Türkçe

TİEM 73 Türk İslam Eserleri Müzesi 73 numarada kayıtlı Türkçe Kur’an çevirisi

Kaynakça

Ağca, F. ve Gül, B. (2018). Uygur Harfli Oğuz Kağan Destanında geçen Moğolca sözcükler. Türkbilig, 36, 47–62.

Akalın, K. (2014). Yunan-Roma Uygarlığında insan-tanrılara tapınma töreni olarak: Kilise Ekmek-Şarap Ayini. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 41, 129–160.

Argunşah, M. ve Güner, G. (2015). Codex Cumanicus. Kesit.

Argunşah, M. (2017). Codex Cumanicus’ta Hristiyanlığın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçlemesini karşılayan Türkçe söz varlığı. L. Karahan (Ed.), Türklük biliminin ulu çınarı Zeynep Korkmaz Armağanı içinde (s. 69–85). Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.

Argunşah, M. (2019). Codex Cumanicus’ta geçen ‘agır sıy’ ve ‘sıy tabuḫ’ ikilemeleri üzerine. F. Ağca ve A. Koç (Ed.), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi X. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu bildiri kitabı içinde (s. 105– 113). Eskişehir Osmangazi Üniversitesi.

Ata, A. (2019). Karahanlı Türkçesinde ilk Kur’an tercümesi: Rylands nüshası (Giriş-metin-notlar-dizin). Türk Dil Kurumu.

Aydın, E. (2015). Orhon yazıtları (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk, Ongi, Küli Çor). Kömen.

Baş, M. (2013). Dinlerde ve geleneksel Türk inanışlarında dağ kültü. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), 13(1), 165–179.

Boeschoten, H. (2022). A dictionary of early middle Turkic (by with the Editorial Assistance of J. O’Kane). Brill.

Borovkov, A. K. (2002). Orta Asya’da bulunmuş Kur’ân tefsirinin söz varlığı (XII.-XIII. yüzyıllar) (H. İ. Usta ve E. Amanoğlu, Rusçadan Çev.). Türk Dil Kurumu.

Clauson, G. (1972). An etymological dictionary of pre-thirteenth-century Turkish. Oxford University Press.

Çağıl, N. (2013). Kutsal metinler ve müzik. Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 39, 1–46.

Demirci, Ü. Ö. ve Karslı, S. (2014). Kutb’un Husrav u Şírín’i: Dizin. Kesit.

Drimba, V. (2000). Codex Comanicus. Ėdition diplomatique avec fac-similės. Editura Enciclopediča.

Ercilasun,A.B. veAkkoyunlu, Z.(2014).Kâşgarlı Mahmud: Dîvânu Lugâti’t-Türk (Giriş-metin-çeviri-notlar-dizin). Türk Dil Kurumu.

Erdal, M. (1991). Old Turkic word formation: A functional approach to the lexicon (Vols. I-II). Harrassowitz Verlag.

Erdal, M. (2004). A grammar of old Turkic: Handbook of oriental studies. Brill.

Eroğlu, A. H. (1999). Ekmek-Şarap Ayini (Evharistiya) konusunda Katolikler ve Protestanlar arasındaki anlayış farklılıkları. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 39(1), 439–454.

Ersin, Ş. (2019). Erken Hıristiyan sanatında ekmek ve balıkların çoğaltılması mucizesinin ikonografisi (III–VI. yüzyıl). Selevcia, IX, 383–418.

Gabain, A. von (2007). Eski Türkçenin grameri. Türk Dil Kurumu.

Garkavets, A. (2004). Codex Cumanicus: Kıpçako Plovetskiye tekstıy XIII-XIV vekov. İzdatelstvo Baur.

Garkavets, A. (2006). Codex Cumanicus: Polovetskiye molitvıy, gimnıy i zagadki XIII-XIV vekov. Rus. Derevnya.

Güner, G. (2013). Kıpçak Türkçesi grameri. Türk Dil Kurumu.

Güner, G. (2017a). Tarihî metin çalışmaları için bir metot örneği: Codex Cumanicus yayıma nasıl hazırlandı? Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 6(1), 43-51.

Güner, G. (2017b). Codex Cumanicus’ta Latince ve Grekçe alıntılar. Dil Araştırmaları, 11(20), 49–56.

Güner, G. (2017c). Codex Cumanicus’ta Soğdca, Çince, Rusça, Aramice ve İbranice alıntılar. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 6(3), 1285–1292.

Güner, G. (2017d). Codex Cumanicus’ta Moğolca alıntı kelimeler üzerine yeni bir yaklaşım. Gazi Türkiyat, 20, 9–24.

İsi, H. (2025). Eski Türkçenin dinî metinleri tanıklığında ‘yavaş’sözcüğü üzerine değerlendirmeler. B. Biçer (Ed.), Söylem 4. Uluslararası Filoloji Sempozyumu bildiri tam metinleri içinde (s. 292–320). Günce.

İslam, H. H. (2020). Yeni Ahit’te ve Kur’ân’da Kutsal Rûh kavramı. Kafkas Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 7(3), 86–114.

Karamanlıoğlu, A. F. (1994). Kıpçak Türkçesi grameri. Türk Dil Kurumu.

Kök, A. (2004). Karahanlı Türkçesi Satır-Arası Kur’an Tercümesi (TİEM-73 1v-235v/2)-giriş-inceleme-metin-dizin (Tez No. 141355) [Doktora tezi, Ankara Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

Kuun, C. G. (1880). Codex Cumanicus: Bibliothecae ad Templum Divi Marci Venetiarum. Budapestini.

Lambriniadis, E. (2012). Hristiyanlıkta gelecek hayat. Din ve Hayat (Ahiret Özel Sayısı), 16, 40–45.

Levent, Ş. (2020). Augustinus’un teslis anlayışı (Tez No. 653991) [Yüksek lisans tezi, İbn Haldun Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

Mahmūd bin Ali. (2014). Nehcü’l-ferādīs/Uştmaḫlarnın͡g açuq yolı (Cennetlerin açık yolu) (J. Eckmann, tıpkıbasım-çeviri yazı; S. Tezcan ve H. Zülfikar, Haz.; A. Ata, dizin-sözlük). Türk Dil Kurumu.

Mercangöz, Z. (2004). Orta Çağ Hristiyanlık inanışında Ökaristi ve sanattaki yansımaları: Bizans sanatında Ökaristi sembolleri. B. Mahir ve H. Katipoğlu (Ed.), Sanat ve inanç 2 içinde (s. 43–52). MSGSÜ.

Michel, T. (1992). Hıristiyan tanrı bilimine giriş. Orhan.

Nâsırü’d-dîn bin Burhâbü’d-dîn Rabgûzî. (1997). Kısasü’l-Enbiyâ (Peygamber kıssaları): I. Giriş-metin-tıpkıbasım; II. dizin. (A. Ata, Haz.). Türk Dil Kurumu.

Nişanyan, S. (2018). Nişanyan sözlük: Çağdaş Türkçenin etimolojisi. Liber.

Parlatır, İ. (2006). Osmanlı Türkçesi sözlüğü. Yargı.

Räsänen, M. (1969). Versuch eines etymologischen Wörterbuchs der Türksprachen. Suomalais-Ugrilainen Seura.

Sağol, G. (1993). Harezm Türkçesi satır arası Kur’an tercümesi: Giriş-metin-sözlük (Tez No. 25875) [Doktora tezi, Marmara Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

Salan, M. (2016). Codex Cumanicus ve Ermeni harfli Kıpçak Türkçesinde fiil yapımı (Tez No. 440928) [Doktora tezi, Gazi Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

Sertkaya, O. F. (2015). Codex Cumanicus (Latince-Farsça-Komanca Kodeks). Gazi Türkiyat, 17, 207–217.

Tekin, T. (1995). Türk dillerinde birincil uzun ünlüler. Simurg.

Tietze, A. (2016). Tarihî ve etimolojik Türkiye Türkçesi lügati: Üçüncü cilt F-J (S. Tezcan, Ed.). Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA).

Toparlı, R., Vural, H. ve Karaatlı, R. (2007). Kıpçak Türkçesi sözlüğü. Türk Dil Kurumu.

Toparlı, R. ve Argunşah, M. (2014). Mu’înü’l-mürîd: İnceleme-metin-çeviri-dizin-tıpkıbasım. Türk Dil Kurumu.

Ünlü, S. (2004). Karahanlı Türkçesi satır-arası Kur’an tercümesi (TİEM 73, 235v/3-450r/7 (Tez No. 144348) [Doktora tezi, Hacettepe Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.

Yüce, N. (2014). Ebu’l-Kâsım Cârullâh Mahmud bin ʿOmar bin Muhmmed bin Ahmed ez-Zamaḫşari, el-Ḫvârizmi Mukaddimetü’l-edeb: Ḫvârizm Türkçesi ile tercümeli Şuşter nüshası (Giriş, dil özellikleri, metin, indeks). Türk Dil Kurumu.

Wilkens, J. (2021). Eski Uygur Türkçesinin el sözlüğü: Eski Uygur Türkçesi-Almanca-Türkçe. Universitätsverlag Göttingen.

Etik Komite Onayı

Araştırmada etik kurul iznine gerek yoktur.

Etik Beyan
Çalışma hazırlanırken bilim ve etik ilkelerine uyulmuş ve yararlanılan çalışmaların tamamı kaynakçada belirtilmiştir.

Yazar Katkıları

Bu çalışmanın konu belirleme, veri toplama, inceleme ve yazım aşamaları tek yazar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Yapay Zekâ Kullanımı
Çalışma hazırlanırken yapay zekâ destekli herhangi bir araç veya uygulama kullanılmamıştır. İçerik, yazar tarafından bilim ilke ve yöntemleri doğrultusunda hazırlanmıştır.

Çıkar Çatışması

Yazar, çıkar çatışması olmadığını beyan eder.

Finansman

Araştırma için herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Şekil ve Tablolar